İçeriğe geç
Aile Hukuku

Velayetin Değiştirilmesi Davası | Şartları ve Hukuki Süreç

Velayetin değiştirilmesi şartları ve hukuki süreç. Çocuğun üstün yararı, velayet değişikliği şartları, mahkeme süreci hakkında hukuki bilgiler.

Güncellendi: 11 dk okuma
velayet davası hukuki süreç

VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI

Velayetin Değiştirilmesi Nedir? Hangi Şartlarda Açılır?

Velayet, anne ve babanın çocuklarının bakımını, eğitimini, korunmasını ve gelişimini sağlamak amacıyla sahip oldukları hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Evlilik birliğinin sona ermesi hâlinde ortak çocuğun velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağı, çocuğun üstün yararı esas alınarak mahkeme tarafından belirlenir.

Ancak boşanma davası sonucunda velayetin anne veya babadan birine verilmiş olması, bu kararın değişen yaşam koşullarında hiçbir şekilde yeniden değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez. Boşanma kararından sonra ortaya çıkan yeni durumlar, çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi veya velayet görevini yerine getiren ebeveynin bu görevini gereği gibi yerine getirememesi hâlinde velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir.

Velayetin değiştirilmesi davası, mevcut velayet düzenlemesinin çocuğun güncel ihtiyaçları ve üstün yararı doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini sağlayan bir aile hukuku davasıdır.

Türk Medeni Kanunu'nun 183. maddesi başta olmak üzere velayete ilişkin hükümler kapsamında düzenlenen bu dava, çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin korunmasını amaçlamaktadır.

1. Velayetin Değiştirilmesi Davası Nedir?

Velayetin değiştirilmesi davası, boşanma veya ayrılık kararı sonucunda velayeti kendisine bırakılan anne ya da babanın yerine, diğer ebeveynin velayet sahibi olmasını talep etmek amacıyla açılan davadır.

Boşanma kararıyla velayetin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan koşul değişiklikleri, önceki velayet kararının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Bu durumda anne veya baba, çocuğun üstün yararının mevcut velayet düzenlemesinin değiştirilmesini gerektirdiğini ileri sürerek mahkemeye başvurabilir.

Velayetin değiştirilmesi talebinde bulunabilmek için yalnızca ebeveynlerden birinin çocuğun velayetini istemesi yeterli değildir. Velayet değişikliğini gerekli kılan somut olguların bulunması ve bu değişikliğin çocuğun menfaatine uygun olması gerekir.

Burada önemli olan, anne veya babanın kişisel beklentileri değil, çocuğun sağlıklı gelişiminin ve güvenliğinin hangi velayet düzenlemesiyle daha iyi korunabileceğidir.

2. Velayetin Değiştirilmesi Davasının Hukuki Dayanağı

Velayetin değiştirilmesi davasının temel hukuki dayanağını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu oluşturmaktadır.

Türk Medeni Kanunu'nun 183. maddesinde, ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkimin, kendiliğinden veya anne ve babadan birinin talebi üzerine gerekli önlemleri alabileceği düzenlenmiştir.

Bu hüküm, velayete ilişkin kararların değişen koşullara göre yeniden değerlendirilebilmesine imkân tanımaktadır.

Bunun yanında;

  • TMK m. 182: Boşanma veya ayrılık hâlinde çocukların durumunun düzenlenmesi,

  • TMK m. 183: Durum ve koşulların değişmesi hâlinde gerekli önlemlerin alınması,

  • TMK m. 335 ve devamı: Velayetin kapsamı ve anne babanın yükümlülükleri,

  • TMK m. 339: Çocuğun bakımı ve eğitimi konusunda anne ve babanın sorumlulukları,

  • TMK m. 346: Çocuğun korunmasına yönelik önlemler,

  • TMK m. 349: Velayet sahibi ebeveynin yeniden evlenmesi hâlinde velayetin değerlendirilmesi

velayet uyuşmazlıklarının çözümünde dikkate alınan temel düzenlemeler arasındadır.

3. Velayetin Değiştirilmesi Hangi Durumlarda Talep Edilebilir?

Velayetin değiştirilmesi için her olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Mahkeme, mevcut velayet düzenlemesinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını inceler.

Uygulamada velayetin değiştirilmesi talebine konu olabilecek başlıca durumlar şunlardır:

a) Velayet Görevinin Gereği Gibi Yerine Getirilmemesi

Velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve korunma ihtiyaçlarını ihmal etmesi, velayetin değiştirilmesini gündeme getirebilir.

Çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, eğitim hayatının takip edilmemesi, sağlık sorunlarının göz ardı edilmesi veya çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen bir ortamda yaşamak zorunda bırakılması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ancak her bakım veya eğitim uyuşmazlığı doğrudan velayetin değiştirilmesini gerektirmez. İhmalin niteliği, sürekliliği ve çocuk üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilmelidir.

b) Çocuğun İhmal Edilmesi veya Kötü Muameleye Maruz Kalması

Çocuğun fiziksel veya psikolojik şiddete maruz bırakılması, güvenliğinin tehlikeye atılması ya da ebeveyn tarafından ciddi şekilde ihmal edilmesi velayetin değiştirilmesi bakımından önemli nedenler arasında yer alır.

Çocuğun şiddet, istismar, tehdit veya benzeri zararlı davranışlara maruz kaldığına ilişkin iddialar, mahkeme tarafından titizlikle incelenir.

Bu tür durumlarda çocuğun güvenliği ve korunması öncelikli olarak değerlendirilir. Gerekli hâllerde velayetin değiştirilmesinin yanında çocuğun korunmasına yönelik başka tedbirlere de karar verilebilir.

c) Velayet Sahibi Ebeveynin Başka Bir Şehre veya Ülkeye Taşınması

Velayet sahibi ebeveynin başka bir şehre veya ülkeye taşınması, her durumda velayetin değiştirilmesi sonucunu doğurmaz.

Ancak taşınma nedeniyle çocuğun eğitim hayatının, sosyal çevresinin, bakım koşullarının veya diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin önemli ölçüde olumsuz etkilenmesi hâlinde mevcut velayet düzenlemesinin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.

Mahkeme, taşınmanın çocuğun yaşamına etkilerini ve diğer ebeveynin çocuğun bakımını üstlenme imkânlarını birlikte değerlendirir.

d) Velayet Sahibi Ebeveynin Yeniden Evlenmesi

Velayet sahibi anne veya babanın yeniden evlenmesi, tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli bir sebep değildir.

Türk Medeni Kanunu'nun 349. maddesi uyarınca yeniden evlenme, kural olarak velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Bununla birlikte yeni aile düzeninin çocuğun menfaatlerini olumsuz etkilemesi ve velayet değişikliğini gerekli kılan somut koşulların ortaya çıkması hâlinde velayet sahibi değiştirilebilir.

Örneğin çocuğun yeni aile ortamında ciddi şekilde ihmal edilmesi, dışlanması veya güvenliğinin tehlikeye girmesi gibi durumlar mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

e) Çocuğun Eğitim ve Yaşam Koşullarının Olumsuz Etkilenmesi

Çocuğun eğitim hayatının aksaması, okul düzeninin sürekli değişmesi, sosyal gelişiminin zarar görmesi veya yaşadığı ortamın gelişimini olumsuz etkilemesi velayetin değiştirilmesi talebine dayanak oluşturabilir.

Burada yalnızca ebeveynlerin ekonomik imkânları karşılaştırılmaz. Çocuğun eğitim, sağlık, barınma, sosyal gelişim ve duygusal ihtiyaçlarının hangi ortamda daha sağlıklı karşılanabileceği araştırılır.

f) Çocuğun Diğer Ebeveynle Kişisel İlişkisinin Engellenmesi

Velayet sahibi ebeveynin, mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki düzenlemesine sürekli ve haklı bir neden olmaksızın aykırı davranması, diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkinin kurulmasını engellemesi veya çocuğu diğer ebeveyne karşı olumsuz şekilde yönlendirmesi, velayetin değiştirilmesi talebinde değerlendirilebilecek olgulardandır.

Türk Medeni Kanunu'nun 324. maddesi, anne ve babanın kişisel ilişki kurulmasını engellemekten kaçınma ve çocuğun diğer ebeveyniyle ilişkisini zedelememe yükümlülüğünü düzenlemektedir.

Bununla birlikte kişisel ilişkinin engellenmesine ilişkin her olay otomatik olarak velayetin değiştirilmesini gerektirmez. Mahkeme, davranışın nedenlerini, sürekliliğini ve çocuk üzerindeki etkilerini inceleyerek karar verir.

4. Çocuğun Üstün Yararı İlkesi Nedir?

Velayetin değiştirilmesi davalarında mahkemenin dikkate aldığı en temel ilke çocuğun üstün yararıdır.

Çocuğun üstün yararı, çocuğun yalnızca mevcut ihtiyaçlarının değil, gelecekteki bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişiminin de korunmasını ifade eder.

Bu ilke doğrultusunda mahkeme tarafından;

  • Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi,

  • Fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları,

  • Eğitim hayatı ve okul düzeni,

  • Anne ve babayla kurduğu duygusal bağ,

  • Yaşadığı çevre ve sosyal ilişkileri,

  • Günlük bakım ve gözetim koşulları,

  • Ebeveynlerin çocuğa karşı tutumları,

  • Çocuğun güvenliği ve huzuru,

  • Mevcut yaşam düzeninin korunmasının çocuk açısından taşıdığı önem

birlikte değerlendirilir.

Velayetin değiştirilmesi davasında ebeveynlerin ekonomik durumları da dikkate alınabilmekle birlikte, yalnızca daha yüksek gelir veya daha iyi maddi imkânlara sahip olmak velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir.

Asıl değerlendirme, çocuğun bütünsel gelişiminin ve menfaatlerinin hangi koşullarda daha iyi korunabileceği üzerinden yapılır.

5. Velayetin Değiştirilmesi Davasında Çocuğun Görüşü Alınır mı?

Velayetin değiştirilmesi davalarında çocuğun görüşü, yaşına ve olgunluk düzeyine uygun olduğu ölçüde önem taşır.

Çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü açıklayabilmesi ve bu görüşün değerlendirilmesi, çocuk haklarının temel unsurlarından biridir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 12. maddesi uyarınca, görüş oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşlerini serbestçe ifade etmesine imkân tanınmalı ve bu görüşlere yaşı ile olgunluk düzeyine uygun ağırlık verilmelidir.

Bu kapsamda mahkeme, çocuğun görüşünü gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla veya uygun yöntemlerle alabilir.

Ancak çocuğun belirli bir ebeveynle yaşamak istediğini ifade etmesi, tek başına velayetin o ebeveyne verilmesi sonucunu doğurmaz. Çocuğun beyanının özgür iradesine dayanıp dayanmadığı, herhangi bir yönlendirme altında bulunup bulunmadığı ve gerçek ihtiyaçlarıyla örtüşüp örtüşmediği de değerlendirilir.

6. Velayetin Değiştirilmesi Davasında Bilirkişi İncelemesi ve Sosyal İnceleme Raporu

Velayet uyuşmazlıklarında çocuğun üstün yararının belirlenebilmesi için mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yapılması gerekebilir.

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 5. maddesi kapsamında aile mahkemelerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanılması mümkündür.

bilirkişi incelemesi kapsamında;

  • Çocuğun mevcut yaşam koşulları,

  • Anne ve babanın bakım ve gözetim imkânları,

  • Ebeveynlerin çocukla kurduğu iletişim,

  • Çocuğun duygusal ihtiyaçları,

  • Çocuğun anne ve babayla ilişkileri,

  • Yaşadığı çevrenin gelişimine etkileri

değerlendirilebilir.

Bu incelemeler sonucunda hazırlanan sosyal inceleme raporu, mahkemenin karar verirken dikkate alabileceği önemli deliller arasındadır.

Ancak sosyal inceleme raporu mahkemeyi mutlak biçimde bağlamaz. Mahkeme, raporu diğer delillerle birlikte değerlendirerek çocuğun üstün yararına uygun kararı verir.

7. Velayetin Değiştirilmesi Davası Nasıl Açılır?

Velayetin değiştirilmesi davası, görevli ve yetkili mahkemeye sunulacak dava dilekçesi ile açılır.

Dava sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi için velayet değişikliğini gerektiren olayların somutlaştırılması ve hukuka uygun delillerle desteklenmesi gerekir.

Dava sürecinin temel aşamaları şu şekildedir:

a) Dava Dilekçesinin Hazırlanması

Dava dilekçesinde mevcut velayet kararına, velayetin değiştirilmesini gerektiren yeni olgulara ve talebin çocuğun üstün yararına neden uygun olduğuna yer verilmelidir.

b) Delillerin Sunulması

Velayet değişikliği talebini destekleyen deliller mahkemeye sunulmalıdır. Bu kapsamda okul kayıtları, sağlık belgeleri, sosyal inceleme raporları, hukuka uygun şekilde elde edilmiş yazışmalar ve tanık beyanları somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.

c) Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırması

Mahkeme, gerekli gördüğü takdirde anne ve babanın sosyal ve ekonomik durumlarını, yaşam koşullarını ve çocuğa bakım imkânlarını araştırabilir.

d) Çocuğun Görüşünün Alınması ve bilirkişi İncelemesi

Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi dikkate alınarak görüşü alınabilir. Ayrıca psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı aracılığıyla inceleme yapılabilir.

e) Mahkemenin Karar Vermesi

Mahkeme, dosyadaki delilleri, bilirkişi raporlarını, ebeveynlerin durumlarını ve çocuğun üstün yararını birlikte değerlendirerek velayetin değiştirilmesine veya mevcut düzenlemenin korunmasına karar verir.

8. Velayetin Değiştirilmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Velayetin değiştirilmesi davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise bu davalara Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılır.

Yetkili mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesindeki genel yetki kuralı ve velayet uyuşmazlıklarına uygulanabilecek özel yetki hükümleri çerçevesinde belirlenir. Kural olarak davalı ebeveynin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkemedir. Somut olayda uygulanabilecek özel yetki kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.

9. Velayetin Değiştirilmesi Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Velayetin değiştirilmesi talebinde bulunan tarafın, mevcut velayet düzenlemesinin çocuğun üstün yararına aykırı hâle geldiğini ortaya koyması önemlidir.

Davanın niteliğine göre kullanılabilecek deliller şunlardır:

  • Önceki boşanma kararı ve velayete ilişkin mahkeme kararları,

  • Okul kayıtları ve eğitim durumunu gösteren belgeler,

  • Sağlık raporları ve ilgili sağlık kayıtları,

  • Sosyal inceleme raporları,

  • Bilirkişi değerlendirmeleri,

  • Hukuka uygun şekilde elde edilmiş mesaj ve yazışmalar,

  • Tanık beyanları,

  • Çocuğun yaşam koşullarını ortaya koyan belgeler,

  • Gerektiğinde kolluk veya ilgili kurumlardan temin edilecek kayıtlar.

Delillerin yalnızca mevcut olması yeterli değildir. Bu delillerin velayet değişikliğini neden gerekli kıldığının ve çocuğun üstün yararıyla nasıl bağlantılı olduğunun ortaya konulması gerekir.

10. Velayetin Değiştirilmesi Davası Ne Kadar Sürer?

Velayetin değiştirilmesi davasının ne kadar süreceği, her somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterir.

Davanın süresini etkileyen başlıca unsurlar arasında;

  • Tarafların sunduğu delillerin kapsamı,

  • Sosyal inceleme ve bilirkişi raporlarının hazırlanma süresi,

  • Çocuğun dinlenmesi gerekliliği,

  • Tanıkların dinlenmesi,

  • Kurumlardan bilgi ve belge temin edilmesi,

  • Mahkemenin iş yoğunluğu,

  • Dosyada ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklar

bulunmaktadır.

Bu nedenle velayetin değiştirilmesi davaları için her olayda geçerli, kesin bir sonuçlanma süresi öngörmek mümkün değildir.

11. Velayetin Değiştirilmesi Davası Açılırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Velayetin değiştirilmesi davası, doğrudan çocuğun yaşamını ve geleceğini etkileyen önemli bir hukuki süreçtir. Bu nedenle dava açılmadan önce mevcut velayet kararının hangi nedenlerle değiştirilmesinin istendiği dikkatle değerlendirilmelidir.

Özellikle aşağıdaki hususlar önem taşımaktadır:

  • Velayet değişikliğini gerektiren yeni olaylar açıkça ortaya konulmalıdır.

  • Ebeveynlerin kişisel anlaşmazlıkları ile çocuğun menfaatleri birbirinden ayrılmalıdır.

  • Çocuğun diğer ebeveynle ilişkisi, haklı bir neden bulunmadıkça engellenmemelidir.

  • Çocuğun beyanı alınırken baskı veya yönlendirmeden kaçınılmalıdır.

  • Deliller hukuka uygun yöntemlerle elde edilmelidir.

  • Çocuğun özel hayatı ve kişisel verileri korunmalıdır.

  • Talep edilen velayet düzenlemesinin çocuğun gelişimine nasıl katkı sağlayacağı açıklanmalıdır.

Velayet davalarında amaç, ebeveynlerden birinin diğerine karşı üstünlük sağlaması değil, çocuk için en uygun yaşam ve bakım koşullarının belirlenmesidir.

12. Velayetin Değiştirilmesi ile Velayetin Kaldırılması Arasındaki Fark

Velayetin değiştirilmesi ve velayetin kaldırılması, hukuki sonuçları bakımından birbirinden farklı kavramlardır.

Velayetin değiştirilmesinde, velayet hakkı mevcut ebeveynden alınarak diğer ebeveyne verilir. Bu durumda çocuğun velayet sorumluluğu diğer ebeveyne geçer.

Velayetin kaldırılmasında ise Türk Medeni Kanunu'nun 348. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmesi hâlinde, çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerin yetersiz kalması veya sonuç vermemesi durumunda velayet hakkı kaldırılabilir.

Velayetin her iki ebeveynden de kaldırılması hâlinde çocuğa vasi atanır.

Dolayısıyla velayetin değiştirilmesi, velayet hakkının ebeveynler arasında yeniden düzenlenmesini ifade ederken velayetin kaldırılması daha ağır sonuçlar doğuran ayrı bir hukuki kurumdur.

13. Velayetin Değiştirilmesi Kararı Kesin midir?

Velayete ilişkin mahkeme kararları, değişen koşullar karşısında yeniden değerlendirmeye açıktır.

Velayetin değiştirilmesi davası sonucunda verilen karar, gelecekte ortaya çıkabilecek yeni olguların dikkate alınmasına engel oluşturmaz.

Örneğin velayetin değiştirilmesine karar verilmesinden sonra çocuğun yaşam koşullarında önemli değişiklikler meydana gelmesi veya mevcut velayet düzenlemesinin yeniden çocuğun üstün yararına aykırı hâle gelmesi durumunda yeni bir hukuki değerlendirme yapılması mümkündür.

Bu yaklaşım, velayetin bir ebeveyne tanınmış değişmez bir üstünlük değil, çocuğun yararına hizmet eden bir hak ve sorumluluk olduğunu ortaya koymaktadır.

14. Velayetin Değiştirilmesi Davasında Avukat Desteğinin Önemi

Velayetin değiştirilmesi davaları, aile hukukunun en hassas uyuşmazlık alanlarından biridir. Bu davalarda verilecek kararlar yalnızca anne ve babanın hukuki durumunu değil, çocuğun eğitimini, yaşam düzenini, sosyal çevresini ve psikolojik gelişimini de doğrudan etkiler.

Dava sürecinde velayet değişikliğini gerektiren nedenlerin doğru belirlenmesi, delillerin hukuka uygun şekilde sunulması, çocuğun üstün yararının somut olay üzerinden ortaya konulması ve gerekli usul işlemlerinin eksiksiz yürütülmesi büyük önem taşır.

Özellikle önceki velayet kararından sonra ortaya çıkan yeni koşulların hukuki açıdan değerlendirilmesi, bilirkişi raporlarının incelenmesi ve çocuğun menfaatlerinin korunmasına yönelik taleplerin doğru şekilde ileri sürülmesi gerekir.

Bu nedenle velayetin değiştirilmesi talebinde bulunulmadan önce somut olayın aile hukuku kapsamında değerlendirilmesi ve sürecin hukuki destek eşliğinde yürütülmesi, olası hak kayıplarının önlenmesine katkı sağlayabilir.

Sonuç

Velayetin değiştirilmesi, boşanma sonrasında ortaya çıkan yeni koşulların çocuğun üstün yararı doğrultusunda değerlendirilmesini sağlayan önemli bir aile hukuku kurumudur.

Velayetin anne veya babadan birine bırakılmış olması, değişen koşullar karşısında bu kararın yeniden ele alınmasına engel değildir. Ancak velayetin değiştirilmesine karar verilebilmesi için somut olayların bu değişikliği gerekli kılması ve talep edilen düzenlemenin çocuğun menfaatine uygun olması gerekir.

Bu süreçte çocuğun fiziksel, psikolojik, sosyal ve eğitsel ihtiyaçları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Her velayet uyuşmazlığı kendine özgü koşullar içerdiğinden, hukuki sürecin ilgili mevzuat ve somut olayın özellikleri çerçevesinde yürütülmesi önem taşımaktadır.

Paylaş

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukattan destek almanızı öneririz.

Yazar

Elif Kurt Ersoy

Av. Elif Kurt Ersoy, E&D Hukuk Danışmanlık Ofisi bünyesinde Aile Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Miras Hukuku ve Hukuki Danışmanlık alanlarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler

Randevu

Hukuki sürecinizi birlikte değerlendirelim.

Durumunuzu dinleyip izlenebilecek yolları açık ve anlaşılır biçimde aktaralım. Size uygun gün ve saatte randevunuzu çevrim içi oluşturabilirsiniz.